Açıkça Söylemeliyim Ki

16.05.2015

Açıkça söylemeliyim ki;
Bugün dil açısından geldiğimiz nokta huzursuzluk vericidir. Dilin en büyük mimarları ve uygulayıcıları olan (çoğu) çevirmenler, hiçbir konusal ayrım yapmadan ve herhangi bir konuda ihtisas edinmeden, genel ağ taramalarıyla "tercümancılık" oynuyor ya da kendilerini "tercüman" olarak görüyor. Hedef metin sahibi tarafından eleştiri almadığı sürece kendi kendine "artık piştim ben" duygusuna kapılan "tercüman" çok görülmüştür. Garp kaynaklarında sözün doğrusu "carbohydrate" iken sözüm ona bizdeki "medikal tercümanlar" bu işi "karbonhidrat" olarak yutturuyor hepimize. Ortaya çıkan fazlalık "n" harfi ise bir masalımsı tat katıyor tahminimce söyleyişimize. Bazen "n" masalı kadar masum olmuyor elbette alışkanlıklarımız. Bir uzman tıp doktoru sunumunda kan gruplarından bahsederken ABO gruplama sisteminin önemine değiniyor. A, B ve O. Yani Türk abecesinin birinci, ikinci ve ondokuzuncu harfleri. Bizdeki uzman "tercümanlar" ve dahi meslek mensupları ise A ve B ile barışık ama konu O harfi olunca zihinler bir rakama kayıyor. Sıfır! Sıfır adı ile bilinen bir kan grubu yoktur ne yazık ki; bununla beraber bu gerçek hep gözümüzden kaçıverir. 
Açıkça söylemeliyim ki;
Türkçe ile hiç ilgilenmemesi gerekenler Türkçe üzerinde söz söylüyor ve hatta iş o noktalara geliyor ki; "Bilim dili Türkçe değildir!" deme özgürlüğünü kendinde bulabiliyor. Peki kabul edelim hemen bu noktada ve biz de bilimi aliyy-ül ala dil mertebesine ulaşmış Osmanlıca ya da bilemediniz dil zenginliğinde bulunan Afrikaanca ile yapalım. Türkçe fakir olduğuna göre, dilsel açıdan bilime uygun olmadığına göre. 
Açıkça söylemeliyim ki;
Dilimiz ile çok yakından ilgili olması gereken gerçek ve hükmi şahısların gözlerine ise perde inmiş durumda. Sözlük çalışmalarımız çok zayıf kalıyor bizim dışımızdaki dünya ile karşılaştırdığımızda. Çağdaşlarımız Üsküdar'ın pek ötesinde dil ile kurgularken yaşamlarını biz onca zorluklarla güncelleştirdiğimiz, modern hâle getirilmiş dilimize çomak sokuyoruz. 
Açıkça söylemeliyim ki;
"Dünyanın en büyük onaltıncı ya da bilemediniz onyedinci ekonomisiyiz yazıyor" meşhur gazetelerimiz. Rusça'nın üç lehçesi, İngilizce'nin beş lehçesi, Çince'nin altı lehçesi var. Niyetimiz Şangay beşlisinin dilsel yapısını incelemek değil pek doğal olarak. Bununla beraber Türkçe'nin onlu ifadelerle ancak söylenebilen lehçesi bulunmaktadır. Işıklar içinde yatsın Doğan Aksan ünlü eseri Her Yönüyle Dilde bize çok güzel bir ipucu vermiş durumda: "Devlet gücü azaldığı zaman lehçe sayısının arttığı, güçlü bir devlet düzeninde ise azaldığı görülmektedir." Ben Türkçe uzmanı değilim ama bu konu anladığım kadarıyla uzmanların ilgisini çok kısa sürede çekmeli yoksa bizler fantastik masallarla anlaşmaya ve iletişimimizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Emrah BÜKE

Gösterim : 976
Aşağıdaki formu kullanarak yorum yazabilirsiniz