Çeviri Sektöründe Müşterinin Hakları

11.02.2015
Çeviri Sektöründe Müşterinin Hakları

Hizmet sektörünün en zor alanlarından birini oluşturan çeviri hizmetlerinin faydalanıcıları niteliğini taşıyan Müşterilerin ürün alımlarında olduğu gibi Kanun Koyucu tarafından tanımlanmış birtakım hakları vardır. Sözü fazla uzatmadan bu haklara değinmek niyetindeyiz.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Kapsamında Ayıplı Hizmet:
Çevirmenlerin, çeviri firmalarının ve diğer çeviri ile ilişkili işletmelerin sektörel bir rekâbet içerisinde bulunmaları normaldir. TÜİK 2012 yılı verilerine göre Türkiye'de 1371 adet çeviri işletmesi yer almaktaydı. Günümüz için bu verinin güncellenmesi gerekir, bununla beraber çeviri sektöründeki pazar payından elde edebilme yarışının ne büyük olduğu bu değerden bile anlaşılabilir. Mektepli ve alaylı olarak ifade edebileceğimiz çok sayıda çevirmen tarafından hizmet sunumlarının yapıldığı büyük bir sektörden bahsederken çeviri kalite düzeylerinin birbirine eşit olduğunu düşünmemek yerinde olacaktır. Peki, türlü kampanyalarla, rekâbet ortamında yerini almak isteyen çevirmenler ve çeviri firmalardan kalitesiz hizmet alınması halinde neler yapılabilir?
Bu sorunun cevabı aslında yapılan işin doğası içerisinde saklı. Hizmeti talep eden yani Müşteri öncelikle şu gerçeğin farkında olmalıdır: "Yüzde yüz doğru çeviri yoktur." Ortaya çıktığı ilk zamanlarda mümkün olmayan bir hizmet uğraşı olarak değerlendirilen çevirinin artık yerelleştirmeye kadar ulaşması gerçekten anlamlıdır. Bu nedenle Müşteriler, yüzde yüz doğru çeviri hizmeti bulunmayacağının gerçeğini düşünerek hareket etmelidir. Diğer taraftan, bazen öyle çeviri kusurları olur ki; çevirmenin konuyu ve metni hiç anlamadığı da açıkça görülebilir. Bu tür durumlarda, Müşterinin çeviri hizmetine ilişkin fatura, serbest meslek makbuzu vb. gibi müstenit belge ile çeviri firmasına/çevirmene durumu bildirmesi elzemdir. Aksi halde yapılacak her türlü eylem iyi niyet ilkesi dışında tanımlanabilir. Çevirmen/çeviri firması verilen hizmetteki kusuru kabul ederek kabul edilebilir bir düzeltme yaparsa, sorun ortadan kalkmış demektir. Bununla beraber, hizmet sağlayıcısına yapılan bildirime rağmen olumlu bir düzeltme yapılmamış ve/veya durum kabul edilmiyorsa, az önce değindiğimiz müstenit belgeler ile birlikte il/ilçe hakem heyetlerine başvuru yapılabilir ya da doğrudan ticaret mahkemelerinde dava açılabilir. Dava açılmış olması halinde çevirinin gerçekten yeterli kalitede olmadığının kanıtlanabilmesi için bilirkişi desteği alınması gerekebilir. Dava süreci, dava dosyasının durumuna göre şekillenecektir. Ancak, şunu belirtmekte fayda var: 6502 sayılı Kanun uyarınca Müşteri aldığı çeviri hizmetinden memnun kalmaması halinde:
a. Hizmetin yeniden talep etme,
b. Hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımını,
c. Ayıp oranında bedelden indirim ya da
d. (Varsa) Sözleşmeden cayma hakkını haizdir.
Aynı zamanda söz konusu Kanun ve Borçlar Kanunu uyarınca Müşteri tazminat davası açma hakkını da saklı tutar. Bu tür davalarda Müşteri ve Hizmet Sağlayıcısı arasında herhangi bir sözleşme yok ise ya da aksi bir zaman aşımı tarihi belirtilmemişse zaman aşımı süresi iki yıl olarak Kanunda öngörülmüştür.
 
Çifte Çeviri Ücretinin Ödenmemesi:
Noterlik onayını gerektiren çeviri işlemlerinde Müşteriler genellikle noterliklerde ödenen "çeviri" ücretlerinden dolayı kafa karışıklığı içerisindedir. Çünkü az önce çeviri firmasına/çevirmene bir miktar çeviri ücreti ödemesinin ardından noterlikte "çeviri" kalemi altında belirli bir miktar daha ödemek durumunda kalmıştır. Bu durum, Müşteri açısından çok olumlu karşılanmamaktadır. Peki Müşteri her iki tarafta da aynı isimli ücreti ödemekle mükellef midir?
Bu sorunun cevabı daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de tartışılmış. Bu yönde sorulan soruya Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü tarafından 09.05.2012 tarihinde bir cevap verilmiş*. Bu cevaba göre:
1- Noterlikte yapılan tasdik işlemine konu metnin Noterlik Kanunun 96. maddesi uyarınca yemin eden bir çevirmen tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
2- 21.01.2010 tarih ve 7 sayılı Genelge ile ödeme konusunda birliğin sağlanması için çevirme işlemlerinden elde edilen gelirin %50'si doğrudan çevirmenlere ödenmektedir/ödenmesi gerekmektedir.
3- Noterlik Kanunun 75. Maddesinin son fıkrası gereğince Hukuk Yargılama Usulü Kanuna göre and içirdiği tercümana çeviri yapmak üzere iletmesi, yapılan çevirinin altına noter tarafından, 103. madde gereğince gerekli şerhin düşülerek işlem tamamlandıktan sonra, Noterlik ücret tarifesine göre tahakkuk eden çevirme ücretinin tamamı tahsil edilip bunun %50'sinin tercümana ödenmesi gerekmektedir.
4- Uygulamada doğrudan notere gitmek yerine önce tercümana giderek tercüme yaptırılması halinde, tercümanlar noterden bağımsız olarak yaptığı işin karşılığı ücreti vatandaştan tahsil etmekte, daha sonradan gidilen noter ise Noterlik Ücret Tarifesinin 4. maddesi gereğince ücret tahakkuk ettirmektedir.
5- Oysa doğrudan Notere müracaat halinde tahakkuk ettirilecek ücretin yarısı, söz konusu Genelge gereği tercümana ödeneceğinden ayrıca bir ücret ödenmesi söz konusu olmayacaktır.
6- Öte yandan vatandaşın doğrudan Notere müracaatı üzerine noterlerce yemini mevcut olan bir tercümana gönderilmesi halinde tercümanın vatandaştan bağımsız ücret talebinde bulunması mevzuata aykırılık teşkil edecektir.

Bu durumda, noterliklerde ve çeviri işletmelerinde çifte çeviri ücretinden mağdur olmak istemeyen Müşterilerin Noterlerle görüştükten sonra çevirmenlerden hizmet almaları halinde söz konusu soru önergesine dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin imzasıyla verilen cevaba göre işlem yapabilmeleri mümkündür.
Çevirmenlerin ve/veya çeviri firmalarının bu tür anlaşmazlıklardan dolayı sorun yaşamamaları için mevzuata uygun davranmaları önem taşımaktadır. Bu sayede, çeviri kalitesi ve çoğu çevirmenin yakındığı çeviri fiyatları zaman içerisinde anlamlı seviyede yükselme gösterebilir.

Emrah Büke

*http://www2.tbmm.gov.tr/d24/7/7-4506sgc.pdf (Erişim tarihi: 11.02.2015)

Gösterim : 773
Aşağıdaki formu kullanarak yorum yazabilirsiniz