Çevirmenler için Yok Olma Kuralları (2)

12.07.2015

Çevirmenler için Yok Olma Kuralları (2)
Aynı başlığa sahip ilk yazımızı okuyarak yok olmayan çevirmenlerin işlerini garantiye almak için ikinci ve çok kesin sonuçlar getirebilecek yok olma kurallarının irdeleneceği yazımıza hoşgeldiniz! Ülkemiz adına bazen üzüntü dolu hale geliyorum. Mesleğimiz ve biricik bir bilim olan "çeviri" için endişelerim artıyor. Neresinden baksam da düzelir diye düşünürken mutlu oluyorum Can Yücel'den bir (O'nun deyimiyle) yeniden yazım okuğumda. Ama umutlarım sonsuzluk içerisinde tükeniyor, Kütahya'nın o güzelim çinilerinin, seramiklerinin ham şekline bisküvi adı verilirken bunu "biscuit" diye çevirdiğini düşünen bir ademin varlığını hissettiğimde. Ne diyebilirim ki başka? Neyse çok umutsuzluğa gark etmeden fiilen düşüncelerimizi kaldığımız yerden devam edelim usulca. 
İl Marito in Collogio okuyanlar bilirler, acele etmenin ne demek olduğunu benim de gözlemlediğim o, çeviri dünyasının yakınlarında. Her yer bir acelecilik ile dolu, nedense hiçbir metin zamana yayılmış sürede teslim edilme lüksüne sahip değil. O halde birinci maddemizle başlayalım yok olmaya.
 

Acele Etmem Gerekli İnanışı
Acele Koca Aranıyor demiştik ya az önce (İl Marito in Collogio), oradaki koca arayışı gibi siz de acele edin, ne de olsa acele ettiğiniz takdirde işleri yetiştirme olanağınız var ya süratle hareket edin, parmaklarınızı klavyeye delicesine çarpın. Sonucunu düşünmenize pek gerek yok zaten, çünkü para kazanmak sizin için birinci husus. Şu gerçeği de unutmamak gerekir tabi, "Nasıl olsa bu metni kimse okumayacak". 
 

Düzene Karşıyım İnanışı
Anlamını bile bilmeden akil adam dedirttiler ya çevirmenlere bile. Varsın olsun akil demek yiyici demekmiş, bu sizi ilgilendirmez. Önceki yazıdan Ben Diyorsam Doğrudur İnanışına benzer de olsa bilmediğini bilmemek önemlidir yok olmak için. Siz bilmeden kullanın tüm sözcükleri, ta ki; birileri çıkar da "Ne diyor yahu bu adam?" diyene kadar vazgeçmeyin, düzene karşı olmaktan. Düzen dediysem elbette bilimsel düzenden ve araştırmadan bahsediyorum. 
 

Millet Neler Neler Diyor da Hiçbir Şey Olmuyor, Ben Yaparsam da Olmaz İnanışı
"Eğer istiyorsan olabilirsen, nasıl istiyorsan öyle ol" dediyse büyük mütercim, hiç durma vur klavyenin beline. Ne diyor bu adam demeyin, işte böyle olur umursamaz çevirmen dediğin hem de kocaman Mevlana'yı böyle anlatır Japona. Tebessüm ettirir, Mevlana bir hafif alkolikti heralde düşüncesini uyandırır eloğlunda. Büyük başarıdır o zat-ı muhterem için bu sıradışı çeviri. Tam doksandan girmiştir, yok olma girdabına bu çevirisiyle. Diyeceğim o ki; siz de öyle yapın, adınızı altın harflerle tarihe gömün!
 

Okumam Yazarım, Ben İşime Bakarım İnanışı
Her çevirmen bir yazardır da "okur" mudur orasını ben pek bilmem. Dünya istatistiklerine baktığımızda işler zor görünüyor Türkiye için. Okuma alışkanlığımız bile yok. Alışkanlığımız diyorum çünkü seve seve okumak zaten yok.  Ama işin burası sizi ilgilendirmez elbette toplum neyse çevirmen odur ya zaten, sizin de okumanıza gerek yok. Siz sadece işinize bakın. Her Cuma günü elinizde not defteriniz bir de karakter sayaçlarınızla tercüme mağazalarını gezin, üç eksik beş fazla, arada sırada işinize laf edenlere yapıştırın okkalı birkaç lafı, bir oh çekin ve siz sadece işinize bakın. Okumanıza gerek yok herhalde! 
 

Geldik Sona
Değerli Okurlar,
İki yazı için benim kahrımı çektiniz, cümlelerime ve özensiz sözcüklerime kafa yordunuz. Benden bu kadar. Umarım sizlere çevirmenleri sona götüren hususları yazabilmişimdir dilim döndüğünce, ha bu arada anlatımlar sırasında sürç-i lisan ettiysek affola. Ama (sözüm ona) çevirmenler ve çeviri sektörünün bugünkü durumu biz meslek mensuplarını derinden yaralamakta mesleğimize negatif bir değer katmaktadır. Tercumevi'nin sağladığı bu olanağa, siz değerli okuyuculara, mesleğimiz için emek eden herkese teşekkür ederim. 

Gökten üç elma düştü, biri sana diğeri bana diğerinin yarısı sana yarısı da bana.
 

Volkan Canıtez 
  

Gösterim : 883
Aşağıdaki formu kullanarak yorum yazabilirsiniz